PARİS, TEXAS
1984 ‧ Dram/Bağımsız sinema ‧ 2 saat 30 dakika
imDb 8.1/10
Yönetmen : Wim Wenders
Merhaba az önce bu filmi izledim ve hemen yazmak istedim çünkü daha filme başlayalı bir saat olmadan kalbimde bir yere oturdu. Bitirdikten sonra da ne düşüneceğimi bilemedim ve aldığım screenshotlara baktım uzunca bir süre. İlk olarak üstteki fotoğrafı koymak istedim çünkü karakter filmde gözüktüğü andan itibaren hüznünü çok iyi hissettiriyordu ve bu sahneyi izlerken onla birlikte direkt benim de gözlerim doldu. Bu yüzden de ilk olarak bu fotoğrafı koyup karakterin üzüntüsünü hissetmenizi istedim.
.Travis'in paris,texas'daki
boş araziyi alma sebebi.
Film Travis'in yollarda tek başına üstü başı kir pislik içinde ve kendini bile fark etmiyormuşcasına oradan oraya yürümesiyle başlıyor. Karakterimiz sorulan sorulara cevap vermiyor sadece etrafına bakıyor daha sonra girdiği bir motelde bayılıp gözlerini bir doktorun yanında açıyor. Doktor'un sorularına da cevap vermeyince doktor Travis'in ailesini arıyor.
. Kardeşi Travisle iletişim
kurmaya çalışırken .
Karakterin kardeşiyle olan konuşmalarından dört yıldır kayıp olduğunu anlıyoruz. Travis'in dört yıl içinde ne yaptığına dair kardeşinin hiçbir bilgisi yok ayrıca Travis'in eşi Jane de onun gibi dört yıldır kayıp. Kardeşi Travis'e sürekli bunlarla ilgili soru soruyor çünkü bir anda ikisi de kayıplara karışıyor. Çiftin oğullarını da yine kardeşi büyütüyor. Dört yıl sonra Travis'i bulduğunda doğal olarak ondan birçok cevap bekliyor.
.walt'un çektiği filmin girişi.
.Travis.
. Hunter .
.Jane.
Travis'in dört yıl boyunca neler yaptığı konusunu bir kenara bırakırsak kardeşinin evine gelen Travis oğluyla yavaş yavaş bir bağ kurmaya başlıyor ve eşini aramaya karar veriyor işte buradan sonra film kopuyor zaten. Travis ve Hunter'ın ilişkisi, eşini ararken yaşadıkları ve sonrası derken film akıp gidiyor.
.Travis'in kararsızlığı.
.jane ve travis yıllar sonra.
.hunter babasıyla yollarda.
Film boyunca en çok sevdiğim noktalardan bahsedecek olursam karakterimizin filmin başlarında konuşmadığından bahsetmiştim. Bunun yanısıra bir de hayatındaki bazı şeyleri unutmuş. Örneğin ailecek çıktıkları bir gezi gibi. Bu unutma aslında zaten bir yere gitmekte olan ve sürekli kaçan karakterimizin zihinsel olarak da bir şeylerden kaçtığını belli ediyordu. Bu da tabii ki Jane ile aniden kesilen ilişkisiydi. O üzüntü ve kaybolmuşluk film boyunca suratındaydı ve içime içime işliyordu. Filmin sonunda da karakterin bu özelliği neticesinde bir şeyler oldu ve ben hiç beklemiyordum orası beni çok şaşırttı, istemediğim bir sondu açıkçası.
Yazının sonuna gelmeden önce çok sevdiğim birkaç sahneden bahsedeceğim. Jane ile Travis sonunda buluşuyor ve konuşuyorlar tabii ki bu buluşup konuşma da asla tahmin etmeyeceğim bir şekildeydi ve aşırı güzel diyaloglarla doluydu o sahneyi izlediğinizde demek istediğimi anlayacaksınız. İkincisi yukarıya da koyduğum filmimizin adı olan paris,texas mevzusu hakkında Travis'in söyledikleriydi. Bu yazıda filmin ayrıntılarından çok bahsetmedim bence daha çok fotoğraflarla dolu bir yazı oldu. Film gerçekten kalbimde ayrı bir yere sahip olmayı başardı üç-dört kez izlesem bile sıkılmayacağıma eminim. Kesinlikle izlemenizi öneririm umarım siz de beğenirsiniz. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, hoşça kalın.





















👌💚
YanıtlaSil