wild strawberries

1957 . Dram . 93 Dakika
Yönetmen : Ingmar Bergman

Merhaba, bu ayın ikinci yazısını yazıyor olmak beni bi miktar gülümsetti, genelde yazamamaktan yakınıyorum çünkü bildiğiniz gibi. Bugün izlemeden önce de izledikten sonra da sık sık düşündüğüm bi konuyu ele alan hoş bir filmi anlatmaya geldim. Daha yirmi bir yaşında olmama rağmen sık sık bir şeylere geç kalmış hissediyorum ya da zamanın bu kadar hızlı geçip gitmesine tahammül edemiyorum ve sık sık da dilimden düşürmüyorum. Tabii bu anlattığım hissi bazen çok yoğun yaşıyorum ama uzun vadede sürekli bu ruh halindeyim diyemem, öyle olsa şu anı yaşamak imkansızlaşırdı çünkü. Hal böyle olunca insan şu an hayıflandığı şeylere yaşlanınca hayıflanmadan yola devam edebilir mi düşüncesi geceleri uyumadan önce aklımı kemirebiliyor. Kişi muazzam bir hayat yaşasa ya da tamamen tatmin olmuş bir şekilde yaşamını sürdürse bile, her şeyi deneyimleme şansı olmayacağı için her zaman hayıflanacak bir şeyler bulacak muhtemelen. İşte burada da e o zaman neden hayıflanıyoruz ki sorusu geliyor. Açıkçası ben de bilmiyorum, anı yaşamak bazen çok rahat olsa da bazen de geçmişe ve geleceğe de takılmadan edilmiyor. Böyle kabullenmem en doğrusu galiba.

İkinci zihin, birincil süreç ve geliştirilmiş haliyle id kişiliğimizin bastırılamayan ve dürtüsel kısmını yansıtır diyor Freud. Bu kısım ahlakdışı, söz geçirilemeyen, anında doyum sağlamak isteyen bir bölümdür ve hazza ulaşamadığında bu süreci savunma mekanizmaları kullanarak atlatmaya çalışır. Eğer kişi birincil sürecin içinde yaşıyorsa ya psikozdur ya rüya görüyordur ya da bebektir. İşte rüyanın bana göre en güzel tanımı bu, rüyalarımızda bilinçaltımız özgürlüğüne kavuşur ve yansıtmak istediği her şeyi yansıtır, kişinin farkında olmadan bastırdığı duygulanımları gün yüzüne çıkar. Bastırdığımız şeylerin rüyayla ortaya çıkmasına rağmen uyandığımızda bu rüyaları hatırlamamamızın nedeni de hala onları bastırmak istememizden kaynaklı olabilir. Filmde de bu anlattığım olayı görüyoruz aslında sık sık. Ana karakterimiz her ne kadar sert görünse de içinde tatlı bir kişilik barındıran yaşlı bir insan. Aklından geçenleri söylemese de gördüğü rüyaları izlediğimizde onu gayet iyi bir şekilde anlayabiliyor ve hissettiklerini biz de hissedebiliyoruz. Şahsen bende böyle oldu, geçmişine baktığı ve kabul etmek istemediği her şeyi yoğun bir şekilde gördüğü rüyalarında yaşlanmanın getirdiği çaresizlik ve eskiden yaşananlara olan özlem net bir şekilde hissediliyordu.


. İnsan günlük hayatın akışında durup düşünmeye vakit bulamıyor bazen, düşünmekten kastım bilinçsizlik hali değil de hayatının nereye gittiğini görememek gibi. Ama yolculuklarda cama yaslanıp kayan şeritleri izlerken ister istemez ne oluyor sorusunu soruyor bence kişi kendine. Bergman da sanırım bunu yansıtmak istemiş. Karakterimiz önemli bir iş için çıktığı yolda düşüncelere dalıyor, eskiden ailesiyle yaşadığı eve uğruyor ve yolda karşılaştığı gençlerde kendini görüyor belki de. İşte yolculuk benim için böyle bir anlam ifade ediyor . 



Film dediğim gibi bir yolculuk üzerine ilerliyor. Yaşlı adamın gördüğü rüyalar ve çıktığı yolculukta karşılaştığı manzaralar olarak özetlenebilir. Birçok kişinin hayatı bir yolculuğa benzettiğini biliyoruz hatta bu kalıbı kullanıyoruz da. Aslında filmin yolculuk ve hissettirdikleri üzerine geçmesi hayatın da bir yolculuk olduğu metaforunu destekler nitelikte. Bir de pişmanlık konusu var tabii, hayatın getirdiği kaçınılmaz hislerden biri bence. Genelde o an yaptığımız şeylerden pişman olmayacağımızdan emin olsak da yine hayatın bir döneminde ya onu keşke yapmasaydım diyebiliyoruz ve hayattaki tecrübeler ve yaşlar arttıkça yaptıklarımız da keşke yapmasaydık dediklerimiz de mecburen artıyor. Tabii bu pişmanlık hissinin kötü olmadığını söylemek istiyorum ben, çünkü zaten mükemmel bir yaşam mümkün gözükmüyor ve pişmanlıklardan da aldığımız pek çok şey var. Hayatımın ilerleyen dönemlerinde yani yaşlıyken keşke diyeceğim bir sürü şey olacağına eminim ama şu anki aklımla kendimi suçlamamamam gerektiğine de eminim. Altmış yaşlarındayken belki yazdıklarımı tekrar okuyup kendime bir öğüt vermiş olabilirim bu sayede. Hayat bir şekilde ilerliyor ve dönüp baktığımızda gözlerimizi dolduracak şeyler yaşayabilmek önemli bana göre, geçmişime dönüp baktığımda belki yaşayamadığım bi hayatın hüznünü hissedeceğim ama yaşadığım hayatın da bir anlamı olduğunu hissetmem gerek. Buraya bir şeyler yazmanın en iyi tarafı kendi hissettiklerimi de kendi bakış açımdan geçirerek dışarıdan gözlemleyebiliyormuş gibi yazabilmemi sağlaması. Yazıya başlarken bahsettiğim gibi yaşlanmaya karşı olan korkum ve zamana karşı yetişememe hissime biraz daha kalbimi ferahlatacak şekilde bakmamı sağladı buraya bir şeyler yazmak. Tabii bunu filmden kopmadan da yansıtabilmek önemli. Karakterimizin oğluyla olan ilişkisinde bahsettiğim pişmanlığı yaşadığını görüyoruz. Hayatını gözden geçirdiği birçok sahnede kaybedilmiş aşkları, yaşanamamış ve gösterilememiş hisleri, yönetilemeyen durumları görüyoruz. Film insanın uzun yaşantısının kısa bir özeti niteliğinde; içinde aşkı, özlemi, pişmanlığı, bazen başarıyı, bazen başarısızlığı, rüyaları ve kaçınılmaz sonları görüyoruz.



. geçmiş . 


Filmle ilgili söyleyeceklerim bu kadar sanırım. Rüyalarından ya da geçmişinden ayrıntılarıyla bahsederek filmi izleme zevkinizi kaçırmak istemediğim için genel hatlarıyla bana hissettirdiklerini yazmak istedim ve konudan saptım belki bilmiyorum ama insanın insana herhangi bir şeyi hisleriyle anlatmasının daha etkileyici olduğu kanısındayım. Böyle evrensel bi duygunun böylesine şiirsel bir şekilde ele alınması da ancak Bergman'a yakışırdı, ilerde dönüp geçmişi düşündüğümüzde gülümseyebilmemiz dileğiyle. iyi seyirler herkese, hoşça kalın.

















Yorumlar

  1. şiir gibi okunan, his dolu bir yazı. karanlıkta aynı bu yazı gibi his dolu bir müzikle okunduğunda büyülenmemeye ihtimal veremem. seçtiğiniz görüntüler de filmin mükemmelliğini belirtir nitelikte zaten. umarım daha sık kullanırsınız bloğunuzu ve biz de gelecekte yazılarınızı daha çok okuyamadık diye pişman olmayız :) bu güzel yazı için teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu yorumu okuduktan sonra daha sık yazma isteği duymamak mümkün değil, içten yorumun için ben teşekkür ederim :)

      Sil
  2. güzel olduğuna adım kadar emin olduğum bir yazı bildirimi aldım ve koştum. Şimdi okuma vakti 💚

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yine sırıtarak okuduğum bi yorum, teşekkür ederim deli kız <3 (kalp emojisi bulamıyorum pcde)

      Sil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar